**

"AKIL – ZİHİN"

 *

Copyright ©www.ondokuz.gen.tr / 22.08.2006

 **

            Ünlü bir öykü vardır; adamın biri yolculuğu sırasında rastlantı sonucu cennete girer. Hintlilerin inancına göre, cennette dilek ağaçları vardır, ağacın altında oturup bir dilek dilenirse, hiç aralıksız, anında söz konusu dilek gerçekleşir.

            Adam öylesine yorgundur ki, dilek gerçekleştiren ağaçların birinin altında uyuya kalır. Uyandığında korkunç bir açlık hisseder ve ne olurdu yiyecek bir şeyler bulabilseydim der. Anında enfes yiyecekleri önünde bulur, çok aç olduğundan yemeğin nerden geldiğini araştırmaz ve yemeğe başlar.

            Açlık anında felsefe yapılmaz, doyar doymaz içinde yeni bir istek belirir, içecek bir şeyler olsaydı der demez, nefis bir şarap şişesi belirir. Şarabını içerken ilk kez kuşkulanmaya başlar ne oluyor, düş mü görüyorum, yoksa çevremde hortlaklar mı var ? diye söylenir ve anında hortlaklar belirir, ürkütücü ve çirkindirler.

            Titremeye başlar ve şöylesine bir düşünceye kapılır : mutlaka öleceğim der ve ölür.! Bu çok anlamlı eski bir meseldir. Zihnimiz, aklımız dilek gerçekleştiren ağacın tâ kendisidir.! Ne düşünür, ne istersen eninde sonunda gerçekleşecektir.! Senin seçimin söz konusudur, isteğinden bir sonraki mesafe, kimi kez öylesine derindir ; ki onu istediğini unutursun ve gerçekleştiğinde kaynağını bulamazsın.! Ama şöyle bir düşündüğünde, isteklerinin seni ve yaşantını belirlediğini, yarattığını anlarsın.! İyi veya kötü, güzel veya çirkin yukarıdaki hikâyede olduğu gibi.!!!

            Cennetini de, cehennemini de düşünce ve isteklerin yaratır.! Zavallılığını, aczini ya da neşeni, gücünü yaratırlar.! Tüm sorumluluk sana âittir, uyumluluğunla, uyumsuzluğunu da yaratırlar.! Bunalımla, coşkunu da.!

Bu aynı resmi değişik açıdan çizmek gibi bir olaydır, aynı yerin resmini binlerce kişiye değişik bakış açısından çizdir, tümünde aynı yerin çizilmiş olduğunu fark edemezsin.! Yeni olasılıklar belirdiğinde dünyayı yeni baştan yaratmayı deneme, düzeni her zaman değiştirebilirsin oysa cennet ya da cehennemi yaratmaya ise gerek yoktur.!

            Köşene çekilip dinlenebilirsin, zihin dinlenmesi, mola vermesi ise meditasyondur, yani herşey benim elimde, bu sebeple istemek, yaratmaktan şimdilik vaz geçiyorum diyebilmektir.! Bu dönüşün belâ mı yoksa lütuf mu olduğunu zaman gösterecektir.! Sizler bir kitabı alıp tek bir cümlesinin bir tek sözcüğünü okuyan âdemoğullarısınız, kitabın tümü hakkında nasıl yargıya varabilirsiniz ki.?

            Köylüler hasret içinde, onca atı kıskana kıskana evlerine dönmüşler, yaşlı adamın bir tek erkek evlâdı varmış. Vahşi atları eğitmeye başlamış ve atın birinden düşüp iki bacağını birden kırıvermiş. Köy halkı yaşlı adamın ileri görüşlülüğü karşısında âdeta secde edip :

            -Haklıymışsın ihtiyar demişler.!

            -Tek erkek evlâdın atlar yüzünden bacaklarından oldu, bu atlar senin başına belâymış meğer,

            Bir tanesi işi iyice azıtıp :

            -Bu yaşta kim bakacak sana ? Her zamankinden yoksul sayılırsın artık bile deyivermiş.!

            Yaşlı adamsa hiç istifini bozmadan köylülere, yargılama hastalığına tutulduklarını anlatmaya çalışmış,

            ‘-Oğlumun ayakları kırıldı, bu doğru bunu söylemeniz yeterli, ille de kesin, değişmez bir sonuç çıkartmak adına uğraşmayın. Hayât bir zincirdir, sebep-sonuç-yeni sebep zinciri, hiç kimse yaşamının tümünü bir kerede görüp yaşayamaz.! Yaşam bölüm bölümdür, parçalar, fragmanlar hâlinde gelişir.!

            İki hafta kadar sonra savaş çıkmış, tüm gençler askere alınmış ; ama sakat olduğu için yaşlı adamın oğlunu almamışlar. Köy halkı salya sümük ağlamaktaymış ; çünkü savaşta yenik düşüleceği, gidenlerin hemen hemen tümünün öleceği kesinmiş. Yaşlı adama çok şanslı olduğunu söylediklerinde o gene oğlunun askere alınmadığını, köylülerin tümünün oğullarınınsa savaşa gitmiş olduklarını söylemekle yetinmiş.!

            Yargılama, sakın yargılama.! Kesin karara varmak için acele etme.!

            Evet canlar ! Nefsel olan yargılarımız bizi doğru olan gerçekten uzaklaştırır, dönüşü olmayan yere götürür, yanıltır, zan ile hareket edildiğinden hayâle sürükler, aslı olmayan senaryolarla aklımızı meşgul edip, temiz melekelerimizin kirlenmesine nihayetinde en önemlisi kâlbimizin bozulmasına sebep olur.! 

             Bütün öğretilerde işâret edilen en önemli kurallardan birisi de:

            Yargının Tanrı’ya âit olduğu gerçeğidir.! 

             Herşeyi olmuşuyla, olmamışıyla, olacağıyla en doğru bilen Yüce Tanrı’dır. 

             İnsandaki nefsin terbiye olması gereken bir parçasının da bu yargı işi olduğunu unutmayalım.!

            Selâmlar,

            C.H.S.

*

Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr

Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com

Copyright©2001.www.19muhammedali.com