![]()

![]()
*
"İSTEK – ARZU"
*
Copyright ©www.ondokuz.gen.tr / 22.08.2006
*![]()
“Seni mutlu edecek unsurları dışında değil, kendi içinde ara.!”
Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar ve ona :
“-Dile benden ne dilersen” der.!
Dilenci güler : “-Sanki dileğimi yapacakmış gibi soruyorsunuz” diye yanıtlar.!
Kral bu cevaba alınır ve aralarındaki diyalog koyulaşır.
“-Pek tâbi dileğini yerine getirebilirim, sen söyle hele ne istiyorsun.?”
“-Söz vermeden önce iki kere düşünün kralım.!”
Dilenci sıradan bir dilenci değil, kralın önceki yaşamında onun öğretmenidir ve ona şu sözü vermiştir;
‘-Bundan sonraki hayâtında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.!’
Kral önceki yaşamını, dünyaya gelince unutmuştur. Zaten geçmişi hangimiz hatırlayabiliriz ki.? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farkıldır, bu nedenle kral bastırır.!
“-Ne istersen verebilirim, ben güçlü bir kralım, yerine getiremeyeceğim hiç bir dileğin olamaz.!”
Bunun üzerine dilenci çanağını uzatıp ;
“-Şu çanağı her hangi birşeyle doldurabilir misiniz.?” Diye sorar.!
Kral kahkaha atar ve vezire çanağı altınla doldurmasını emreder. Çanak dolup taşmakta ; ama anında boşalmaktadır.! Paralar buhar olup uçmaktadır sanki, Kralın onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır, giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa ; ne var ki çanağın dibi yokmuş gibi herşeyi yutmaktadır.!
Yer yutar ; ama boş kalır, Kral yenik düşmüştür.!
Dilenciye yakarır : “-Tamam, sen kazandın dileğini yerine getiremedim ; ama ne olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu söyle.!”
Dilenci : “-Çok basit, insan dimağından yapılmıştır” diye yanıtlar.!
Yani bu insanın arzu ve isteklerinden, doymak bilmez oluşu bundandır.! Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir, istek nedir ki.? İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur.! Misal olarak, bir araba, bir yat, bir ev, bir eş, para istersin.!
Tek tek her birini elde ettiğinde, tüm anlamını yitirir, bu sefer gözün başka şeylere kayar onları elde etmek için uğraşırsın, neden.? Çünkü beynin, aklın onları dışlar, araba garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır.! Heyecan onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir, eş yatağında, para cebindeyse onlara erişmek için katlandığın yoğun istek yok oluverir.!
Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın.! İstek doyumsuzluk uyandırır, giderek dilenci olur bir istekten diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın, isteğin bu yönünü kavradığında hayatının dönüm noktasına gelmişssin demektir.! Sürekli yolculuk hâli iyi sonuç vermez, geri dön, evine dön.!
Evet canlar ! Bu meselden de alacağımız dersler var. İstek, arzu denen kuvveti kısa yoldan tarif etmemiz gerekirse tek nedenle açıklayabiliriz ; ki o hırsların kaynağı doymayan “Nefs”imizdir.! Onun ihtiyaçlar dışında bizi yapmaya zorladığı eylemler ise içine düştüğümüz gafletin kendisidir.! Zaten ilâhi amaca göre imtihan yeri olan dünyaya sınanmak üzere gönderildik. Buradaki sınanmamız içimizde saklı öz ve nefs ile yapılmaktadır. İhtiyaçlarımız dışında, genelde dünyasal nefs ürünlerinin albenisi, kuvvetle çeken bir cazibesi vardır. Kendini iyi pazarlayıp satar, sanki hava, su, olmazsa olmaz ihtiyacınmış, onsuz yaşanmazmış gibi.!
Kolunda çalışıp işini gören bir saat varken, vitrinde gördüğün daha şık olanını almak ne kadar doğrudur, buna benzer basit ; ama içyüzünde güçlü arzunun eseri, detaylı işler.! Hz.Mevlâna’nın “Hurma lifi ile kendinizi asmayın sağlamdır kopmaz” örneğinde olduğu gibi. Dünyasal hırslar, tamahlar, istekler, doymak bilmez ve dinmez ihtiraslardır.! Bizden istenen ise bunların dizginlenerek nefsi terbiye etmemizdir.! İradeli ve disiplinli bir nefs terbiyesi ile bunlar zincire vurulur, sendeki iktidar güçleri ellerinden alınır.!
Nefs uygulanacak sıkı bir disiplinle zayıflatılır, güçsüz hâle getirilip, yakıcı, kavurucu ateşi düşürülür, senin emrin altına girer. Tüm dinlerde/inançlarda oruç ve diğer uygulamalar onu terbiye için önerilmiş metotlardır. Aslında ömür boyu sürmesi gereken ahlâki, disiplinli, kendini bilerek bilinçli yaşam davranışlarının idraklara göre tarifidir.! Kısacası içimizdeki hayvanı ıslâhtır.!
Nefs içimizdeki hayvansal tarafımız olup terbiye edilmek zorundadır. Onu terbiye decek tek kuvvet “Vicdân”ın sesini dinleyerek onun dediklerinin tam tersini yapmamızdır.! O yalnız başına bırakılırsa insanı yer bitirir, yok eder, ona feci bir son hazırlar.!
Buna bir çok örneği zamanımızda görmüyor muyuz.? Gazetelerden okumuyor muyuz.? Tvlerde seyretmiyor muyuz.? O, dünya imtihanını kaybetmemiz için bize her yönden saldırır, zayıfsan seni alt eder ve uçuruma yuvarlar.! Hakikata dâir verilen tüm mesajlarda nefs terbiyesinin ön plânda olması bu sebepledir.! Bunu idrak ederek güncel yaşamımızı kontrol altına alıp ihtiyaçlarımız dışındaki isteklerimizi hep dikkatlice izlemeli, kararımızı alırken mutlaka “Vicdân”ımıza danışmalıyız.!
Selâmlar,
C.H.S.
Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr
Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com
Copyright©2001.www.19muhammedali.com