*

"MEYDAN OKUMA – BAŞ KALDIRMA"

 *

Copyright©www.ondokuz.gen.tr / 22.08.2006

            Biraz sıkıntı, vazgeçilmez bir öğedir, fırtınalar, gök gürültüleri, şimşekler, üzüntü, bizleri mutluluk ve neşe kadar zenginleştirir, besler verimli kılar.!

            Bu öykü süresince Tanrı yeryüzünde yaşıyormuş, gökyüzüne taşınması daha sonra olmalıdır ;

            Bir çiftçi Onu ziyarete gelmiş ve şöylesine meydan okumuş.!

            -Bak Tanrım, sen bir Tanrı olabilirsin, dünyayı da sen yarattın, peki peki anladık !...

            -Ama tarımın a,b,c’sini bilemezsin ; çünkü çiftçi değilsin.! Bir tek patates bile yetiştiremezsin, uzun sözün kısası Tanrılığına rağmen benden öğrenecek bir şeyin var.!

            Tanrı büyük bir alçakgönülle sormuş :

            -Bana ne öneriyorsun, tavsiyen nedir.?

            Çiftçi : -Bir yıl süreyle beni aksiliklerden koru, sonunda dünyada hiç yoksulluk kalmadığını göreceksin.!

Tanrı çiftçiye bir yıl süre tanımış, çiftçinin koşulları çok ağırmış ; fırtına olmayacak, yağmur yağacak, tohumları yiyen böcekler olmayacak, şiddetli rüzgâr esmeyecek, güneş çok yakmayacak, uyumlu, düzenli, sorundan yoksun bir yıl olacak.!

            Başaklar öyle uzamış ki, çiftçi sevincinden uçacakmış.! Güneş istemiş, Tanrı güneşi de onun emrine vermiş, yağmur istemiş hemen yağmur yağmış, kesilmesini istediğinde hemen gökyüzü kurumuş, ürün bolluğu açısından mucizevi bir yıl yaşamış, ne var ki yalnızca nicelik (sayı, ölçü, adet) açısından mucizevi.!

            Çiftçi Tanrı’ya kasılarak şunları söylemiş : 

                -Onca bol ürün yetiştirdik ; ki insanoğlu on yıl süreyle hiç çalışmasa bile, dünya üzerinde hiç açlık olmayacak bundan böyle.!

            Derken mahsulün biçilme zamanı gelmiş, mahsulü biçmeye başlayan çiftçi büyük bir hayâl kırıklığı yaşayıp ürünün kof, içinin boş olduğunu görmüş.! İçlerinde bir tek arpa, buğday tanesi yokmuş.!

            Çiftçi hemen Tanrı’ya giderek sormuş ;

            -Ne oldu ? Aksilik nerede ? Nerede yanıldım ?

            Tanrı : -Çok basit diye yanıtlamış.! Ve -Mücadeleyi engelledin, hiç sürtüşme yoktu.! 

                Tüm kötülüklerden, güçlüklerden arındırdın mahsulü. Bu nedenle kısır kaldı, doğada her etkenin bir rolü vardır.! Güçlük çekmeden ürün alınmaz, fırtına, gök gürültüsü, sağanak yağış, şimşek de gereklidir. Bütün bunlar ürünün rûhunu, özünü dingin tutarlar.!

            Meselin anlamı çok derindir, sürekli mutlu.. mutlu.. mutluysan, mutluluk anlamını yitirir.! Beyaz bir duvarın üstüne, bembeyaz bir tebeşirle yazı yazmak yararsızdır. Ne kadar yazsan kimse bir şey okuyamaz. Gece gündüz kadar yararlıdır.! Acı üzüntü dolu günler, mutluluk sevinç dolu günler kadar vazgeçilmezlerdir.! İşte bu gerçeği kavramakla bilinçlenmektedir, ki o zaman sorgu suâl biter, yaşantının olmazsa olmaz ritmidir bu.! Çelişki ve ikilemleri kavramaktır, yani yaşantının sırrını çözmektir. Eşyanın doğasını özümsediğin, doğa yasasını çözümlediğin anda senin için gölge kalmaz.!

            Mutsuzluk bile aşamaya varmış kişide, ışık saçar. Üzüntünün bu türü düşmanın değil dostundur.! Onu gerekli, gidici bir arkadaş gibi sevgiye taşı.! İleri târihte gelecek bir mutluluğun habercisi olarak kabullen bu sıkıntıyı, aksi takdirde yok olur, erir bitersin.!

            Evet canlar ! Bu meselden de öğreneceğimiz çok şeyler olmalı, en önemlisi mücadele etmeden hiçbir amacımıza ulaşamayacağımız aşikâr olarak ortadadır.!

            Mücadele sabır, hoşgörü, akıl, vicdân ve bileşkeleri olan doğru eylemle yapılır. Hayât yalnız mutluluk, yalnız üzüntülerden ibaret değildir. Çoğu zaman karşımıza karışık olarak da çıkmaktadır, biz bunun ne kadarı idrak edip özümsüyor ve bilinçleniyoruz acaba.? Mesela şöyle bir olay düşünün, insan bir trafik kazası geçiriyor, arabası hasar görüyor, belki de bir daha kullanamayacağı şekilde ; ama kendisi hayâtta kalıp yaşıyor.! Olay çok üzücüdür ; çünkü mal kaybına neden olmuştur, ancak ondan çok daha fazla mutluluk vericidir, hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek canı kurtulmuş, yaşamaktadır.! Buna benzer irili ufaklı bir çok olay yaşanmakta, insanın karşısına çıkmaktadır.! 

             Bu durumu İkkyu’ya sorma imkânımız olsaydı bize her hâlde ; 

             -Canın bu olaydan sağ kurtulmasının üzüntünün içinde saklı onu bastıran bir mutluluk olduğunu söylerdi.!             Üzüntüyle perdelenmiş olaylarda saklı mutlukları görür ve alırsak, hayâtın ne olduğunun yanında ne olmadığını da idrâk ederiz.! Hayât bilinç kazanmak için insana çeşitli dersleri sunarken, hiçbir anın da boşa geçirilmemesi gereken insana sunulmuş büyük bir fırsattır.! Hayât insana yükselmesi, yücelmesi için sunulmuş fırsatların boşa harcanmaması gereken çok kısa bir an dilimidir.! Erdemli insan her an bunları düşünerek yol alırken, dünyanın onu yolundan alıkoymak için karşısına çıkardığı engelleri bilinçle aşıp, gülerek yoluna devam ederken hayli mutluluk duyar, üzüntülerdeki mutlulukla yaşar. 

            İşin en önemli tarafı uygulamadan geçer, fikirde kalan düşünceler eyleme dönüşmedikçe bir hayâl olarak ölmeye mecburdur.! Şu fâni dünyada ne kadar zengin olursan ol, neyin olursa olsun, herşeyi bırakıp gideceğine göre, gerçek mutluluk kendi özünün zenginliğinde “O”nunla bâki olarak yaşamak değil midir.? Uyan ! Uygula !

Selâmlar,

C.H.S.

**

Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr

Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com

Copyright©2001.www.19muhammedali.com