![]()

![]()
*
"MİSTİK ÖYKÜ"
*
Copyright©www.ondokuz.gen.tr / 22.08.2006
![]()
İki Zen rahibi bir nehri aşmak üzerelermiş, aynı nehrin karşı kıyısına geçmek isteyen korkak, güzel bir kadınla karşılaşırlar.! Rahiplerden biri onu omuzuna alıp karşıya geçirir. İkinci rahip ise, arkadaşının tutumuna sinirlenir ; ama bir tek söz etmez. Budist bir rahip, bir kadını sırtına alıp nasıl taşır diye de içi içini yer.
Bir süre sonra manastıra dönerler ve ikinci rahip arkadaşına : “-Olayı hocamıza aktarmak zorundayım, çünkü sen kanımca artık lânetlisin” der.!
Kadını taşıyan rahip ise çok şaşırmış bir şekilde :
“-Bizlere yasaklanmış bir eylem de mi bulundum” diye sorar.
Ve aralarında şu diyalog başlar :
“-Unuttun mu ? Güzel bir kadını uzunca bir süre sırtında taşıdın, gözlerimle gördüm.!”
“-Doğru taşıdım ; ama nehrin kıyısında bıraktım. Yani epey önce bıraktım, yere indirdim. Anlaşılan sen onu hâlâ taşıyor gibisin.! Öyle değil mi.?”
İçinde hapsettiğin, içinde gömdüğün, bastırılmış duygu ve kıskançlıklar, istekler kaçınılmaz olarak davranışlarında hortlayacaklardır.! Böylece kendine yalan söyler olacaksın.!
Eskiler : “Kişiyi nasıl tanırsın, kendin gibi” derlerdi.!
Evet canlar ! İçimizde eskilere âit lüzumsuz, boş yere taşıdığımız, hortlayıp da bizi oyalayıp zamanımızı, düşüncelerimizi çalan, duygu ve istekler varsa onları ayıklayıp uzaklaştırmamız gerekecektir ; ki niyetimiz olan nefs terbiyesi amacına ulaşabilsin, yani bizde kökleşmiş bulunan dünyasal arzu ve isteklerin karşısında boyun eğmeyelim, onların önünde diz çökmeyelim.
Hz.Mevlâna der ki : “Kendini hurma lifinden iple asma, sağlamdır kopmaz.!”
Dünyasal ihtiraslar sende kökleşti mi gün geçtikçe sağlamlaşır, yer edinir, onlarsız yapamaz duruma gelirsin, dolayısı ile koparamayıp kendinden uzaklaştıramadığın için kopmaz bir biçimde bağlanmış olursun, nefs terbiyesini gerçekleştiremezsin.
Karşılaştığımız, yaşadığımız olaylar bizleri düşünceye sevk eder. Aslında varlığımız her an düşünceyle oluşumunu korur, düşünceyle devamlılığını sağlar. Yani bu plândaki yerini bu şekilde alır. Evrensel büyük akıldan küçük akıla, küçük akıldan evrensel büyük akıla devamlı bir hareketlilik söz konusudur. Biz bunu idrak edebiliyorsak kendimize şunu sormamız gerekir : “Biz bu hareketliliğin neresindeyiz.?”
Tanrısallıktan, bir insan olarak ne alabiliyoruz.? Ne kadar alabiliyoruz.? Ne kadar insanız ? İnsan isminin içini hakkıyla ne kadar doldurabiliyoruz ? Bunun cevabı içinde yaşadığımız hayâtta başkalarına yansıtabildiğimiz erdemli ve olgun davranış formlarıdır.!
Selâmlar,
C.H.S.
*
Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr
Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com
Copyright©2001.www.19muhammedali.com