![]()

![]()
*
"YARGILAMAK"
*
Copyright©www.ondokuz.gen.tr / 22.08.2006
*![]()
“Yargılamak mantığın bayatlamış bir ifadesi, bir beyanıdır.!”
Mantık yargılamaya meraklıdır ; çünkü sürekli duruşmada olmak tedirgin edicidir.!
Cesur ol, hızla büyü ve geliş, anını yaşa, tabanda var ol, ayakların yere bassın, kibirli ve burnu büyük olma, mütevazi ol.!
Bu konuda yine bir meselimiz var :
Olay Çin’de geçer, köyün birinde çok yoksul ve yaşlı bir adam yaşarmış.!
Ne var ki krallar bile onu kıskanırmış ; çünkü inanılmaz güzellikte bir beyaz atın sahibiymiş.
Krallar bu at için adamın yaşamını kurtaracak kadar para teklif ettikleri hâlde, atını satmaya yanaşmıyormuş.!
“-O benim atım değil ki, arkadaşım” dermiş.!
“Bir arkadaşın hele hele bir dostun satıldığı nerede görülmüş.!”
Bir sabah at kaçmış, köy halkı yoksul adamla alay etmeye başlamış ;
‘-Gördün mü beyinsiz’ demişler ona.
‘-Günün birinde at nasılsa kaybolacak ya da çalınacaktı, keşke satsaydın onu ne bahtsız adamsın.!’
Oysa yaşlı adamın görüşü farklıymış,
‘-O kadar ileri gitmeyin, atım ahırında değil, gerçek bundan ibarettir, gerisi yargıdır. Başıma gelen, bundan sonra gelecek olanın yalnızca bir bölümüdür. Şanslı ya da kötü kaderli olup olmadığımı daha sonra göreceğiz’ demiş köylülere.
Köylüler gülüp geçmişler, on beş gün sonra beyaz atı geri dönmüş, üstelik tek başına değil, oniki adet yabani atla birlikte.! Bunun üzerine köy halkı adamın evine doluşup ;
“-Haklıymışsın deli moruk” demişler.
“-Başına gelen senin de dediğin gibi bir talihsizlik değil, Tanrı’nın bir lütfuymuş meğer.!”
Yaşlı adam tavrını hiç değiştirmemiş, onları bir kere daha uyarmış yalnızca :
“-Bakış açınız gene yanlış, fazla ileri gidiyorsunuz, yalnızca atın geri döndüğünü söyleyin yeter. Ayrıntıyı genellemek yanılgıdır” demiş.
Küçücük varsayım ya da olaylardan genel sonuçlara sıçrama, hemen üzülüp çabucak sevinme.! Yargılamaya başlarsan gelişmen son bulur, artı büyüyemez, evrimci ve giderek devrimci olamazsın.! Yolculuğun hiç bitmesin, zaten yaşam yolculuğu kolay kolay bitmez, bir yokuş son bulur, bir diğeri çıkar karşına. Bir kapı kapanır, bir diğeri açılır, zirveye ulaşırsın, bir başka zirve seni seni mutlaka çeker. Yaşam sonsuz, bitmez tükenmez bir yolculuktur, tıpkı Tanrı gibi.!
Evet canlar ! Bizler bizde mevcut olan bilmediğimiz değerlerimizi bilip, onlardan yararlanmasını öğreneceğiz.! Bizi buna sabır, doğru görüş, doğru akıl (aklı doğru kullanma), ilim ve olumlu eylemlerle yaptığımız mücadele ulaştıracaktır.!
Bilmediklerimizi öğrenip, olayların ne kadar içinde olsak bile bunu dışından görüp tahlil ederek, üçüncü gözmüş gibi objektif olarak gözlemleyecek melekeyi kazanmalıyız.
Bu görüş bize çok şey kazandıracaktır, herşeyden evvel bizi bize kazandıran bir hikmet olarak önümüzde onu almamız için durmaktadır.
Bakıp da göremediklerimizi, duyup da idrâk edemediklerimizi bize gösterecek, evvelinde olaylar karşısında tepkilerimizin bir ifade şekli olan konuşmalarımızın gereksiz, susmanın olgunluk, bu erdeme ulaşmışlığın ifadesinin tezahürü olduğunu idrak ettiğimizde çok şeye gülüp geçeceğiz içimizden.!
Dünya üzerinde şu ana kadar insanlar tarafından ne bulunmuşsa, ne yapılmışsa, insanlığa ne sunulmuşsa en evvel mutlaka o ‘Yüce Tanrı’nın iradesi ve takdiri doğrultusunda, “O”nun izniyle olup, sonra da ortaya çıkış sebebi olarak düşüncenin, bir düşünenin eseridir denebilir mi.?
Evet, bunun zaten dünya plânında başka türlü oluşumu mümkün değildir.! Şu hâlde dünya önce düşünce üzerine kurulmuş bir yaşam alanıdır ; ki insana verilen akıl, konuşma, düşünce, ifade, muhakeme bunun açık bir ispatıdır.! İnsan önce düşünebilen bir varlıktır, düşünce ile içinde saklı özüne bağlı diğer ilâhi melekeleri harekete geçerek ortaya çıkmaktadır.
Yüce Tanrı’mız bize bunu boşuna mı vermiştir.? Bu konumda olmanın da ödenecek bir bedeli olması kaçınılmazdır.! Kur’ân’da : “Nimet emek karşılığı verilir” veya “İnsan çalıştığına erişir” âyeti buna geniş bir şekilde ışık tutar ; çünkü herşey bizim için bir nimettir ve ona kavuşmak için de emek verme zarureti vardır.
Şu hâlde ‘geçmişi olmayanın geleceği de olmaz’ deyişine göre bizler insan olabilmek için demek ki büyük emekler verdik. Bundan önce verdiğimiz emekler insan olabilmek içindi, şimdi ne hâldeyiz ve yolculuğumuz nereye doğru devam ediyor.? İnsanın üstü, üstün insan yani ‘İnsan-ı Kâmil’dir, demek ki bizler şimdi kâmil insan olabilmek için çalışmalı, emek vermeliyiz. Dünyaya insan olarak gelmiş, kendini bilen bir kişinin tüm mücadelesi artık bu oluşumu gerçekleştirmesi için çalışmak olmalıdır.! İleride her birey tarafından bu bilince erildiğinde, işte o zaman dünyaya barış ve kardeşlik hakim olacaktır.! Ego olan ‘Ben’ değil, hizmet olan ‘Sen’ odaklı düşünce ve eylem barışın temeli ve gerçek insanlığın mimarıdır.!
Selâmlar,
C.H.S.
*
Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr
Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com
Copyright©2001.www.19muhammedali.com