MESNEVİ 

HAZRET-İ MEVLÂNA CELÂLEDDİN RÛMİ

*

*Uluğ Kızılkeçili tarafından seçilmiş ;

ÖZDEYİŞ YORUMLAR

5

*

ÖZ

*

*Pekmezde hangi meyve kaynatılsa pekmez tadını alır.! (U.K.)

*Dünyâda yem kuşu besler, ahrette kuş yemi.! (U.K.)

*Gönül kafesindeki kuşun yemi içerden verilir.! (U.K.)

*Şarap ahrette, testi dünyâda.!

*Can bedensiz iş göremez, beden cansız donar. İnsân balçıktan yaratıldı kesif (yoğun) de var lâtif de.! 

(Su – Toprak)

*Cennete gözlerin görmediği nimetler var yâni rüyâdaki gibi gözsüz görülenler.!

*Akıl biraz baştan çıksa, halk birbirine sarılıp öpüşmeye başlar, meyhânedeki sarhoşlar gibi.!

*Musa’nın baş gözü elini el gördü ama gönül gözü o eli başka gördü.!

*Özü unutmak suçtur, savaşta dalgınlık affedilmez.! Sarhoş bilinçsizlik için özür dileyemez, çünkü bilinçli içti, diledi.! (Elesti hatırlamamak suçtur, bile bile sürçtük. (Kur’an-7/172.) yâni dünyâya gelirken ;

 RABB’im seni unutmayacağız diye verdiğimiz sözü unutmayacağız.!)

*Kafesten çıkan (Bedenli) ışıkla, gölgesiz ışık bir mi ?

*

*Arı süt, kan ırmaklarının arkasındadır.! Çocuk (İsa) doğmadıkça kanı süte dönüşmez.! 

Âdem yanlış adım atınca da sütü kana dönüşür.! 

Önce bir dosta danışmalıydı, zîrâ akıl akılla birleşince nûr artar.! 

Nefis nefisle birleşince de karanlık.! Beden duyguları karanlıkla beslenir, 

Batini (içyüz) beş duyu ise o can güneşinden.!

*O” güzeldir, güzeli sever.! “Temizler temizlerindir.!” (24/26.)

*O temiz gönül defteri o kalemle yazılır.!

*Tanrı bir ağaç, evren bir elma, insân bir elma kurdu.! Ne ağaçtan haberi var ne bahçevandan.!

*Cebrail can : “yay boyu ilerlersem yanarım” der, Ahmet can ise “evedna” makamıdır.!  

*Akıl ilmi nehirdir, gönül ilmi kaynaktır.!

*Belâ küpünün şarabı “Ashab-ı Kehf”i uyuttu.! Sihirbazları Musa’ya secde ettirdi.! 

Kadınların ellerini doğrattı.! İbrahim’i ateşe yaslattı.!

*

*Senin şeklini bir ayna gibi senin önüne koymuştur O, orda çirkin bir yüz görürsen o sensin ! 

Güzel bir yüz görürsen o yine sensin ! O ne budur ne odur, burda kalem kırıldı.!

*Sen temizlendin mi perde kalkar, abdalların ışığı vurur.!

*Her gönül gizli vahyi duysaydı ses olur muydu hiç ? (Telepati yeterdi)

*Gerçek olan Rabbani candır, yakın olan ise nefistir.! Eren yayık olarak yağı ayrandan ayırır.!

*Sen sanırmısın ki Mesneviyi okuyan sırrı da, manâsını da bedavaca anlasın ? 

yüzünü bir güzel böyle örtmüş, senin gözünden gizlemiş.!

*O sopa (Asâ) ne dişi yılandan doğdu ne erkek belinden.!

*Ten onu elinden atmadan odundur, sopadır ! Ona ağaç ol buyruğuyla Tanrı sıfatları belirir, 

kökü salût dalları gökte ve ALLAH benim diyen Yüce bir ağaç olur.!

*Cibril’in heybetinden Ahmet ürktü, Cibril Onu kucakladı ! 

Padişah halka heybetlidir, özel mecliste değil ! 

Hesap divânı halkadır.!

*

*O tertemiz üstadı zindandakilere övmek yazıktır, 

halk perde ardında yoğun hâlde olmasa başka sözler söylerdim ben.!

*Halil İbrahim gibi ateşe vasıtasız giremeyeceğinden elçi olarak hamam geldi sana.! 

Sen ancak hamama girersin!  Beden ehli rızkını emeksiz alamaz ki ! 

Can, perdeden sıyrıldı mı nûr olan rızkını koynunda bulur, onu gökten alır.!

*Öz kıblesini gizlemişlerde o yüzden herkes yüzünü başka yana tutmuş.!

*Öz şu leş olmasa da güzelliğini gösterse aklın kayar ; toprağa o güzelliğin binde biri sinmiş.!

*Rahmeti kahrına galiptir. HAK batıla galip gelecektir.!

*Tanrı helâl büyücüdür, pervane ateşi ışık görür yanar (dünyâ cazibesi) Halil ışığı ateş görüp gider.!

*Sopa Musa’nın elinde tanık oldu, büyücü (nefisçi) elinde hiçbir işe yaramadı.! 

Ben RABB’im sözü” firavunun ağzında gazab, İsâ’da rahmet oldu.!

*

*Rûh seferdedir, beden savaş çadırı ; çadır söküldü mü sultan sarayına döner.!

*Topraktan yaratılanları arıtıp göklerden ileri geçirdi, ateşten alıp aparı nûr hâline getirdi. O ışıkla bütün ışıkları uyandırdı, o ışık canlara vurdu da Âdem ilim sahibi oldu.! İbrahim’in canı o ışıkla aydınlandı da ateş aldı ! 

Sopa Musa’nın elinden su içti de firavunu yuttu ! Ahmet o nimeti buldu da Ay’ı ikiye böldü ! 

Âlî o ışıkla Tanrı Arslanı oldu ! O ışığın hakkı için ve o denizde balığa dönen ışıklıların hakkı için 

o ışığa can denizi de desem lâyık değil, denizin canı desem de.!

*Yeni bir ad aramam gerek Ona, özler bile ona karşı kabuktur, O süper özdür.!

*Öz ortaya çıkınca herşeyde Ondan başka varlık göremezsin.! 

Ne dağ kalır ne yıldızlar, herşeyde O özü görürsün.!

*Demir ateşte kızarır, oraya ne girse aynı renk olur ; bu Tanrı boyasıdır.! 

Vücûda hangi gıda girse bizim boyamıza dönüşür.! 

Koruk ışık aldı mı üzüm olur, bir daha da geriye korukluğa dönmez.! 

Eren kurtulmuştur, ne yer ne de yenir.! Soyutlaşır.!

*Şehre bütün bağ değil de oradan bir dal getirilir, o koku bağa tanıktır.! 

Gömlek Yusuf’un kokusunu getirir, Ahmet o koku için “salâtta gözlerim ışıklanır” dedi.!

*Sen sana bir örneksin, görünen değil.!

*

*Mümin lûtfa, kâfir kahra mazhardı.! Mümin Nebi’de kendi sesini duyar, kendini görür ! 

Kimse kendini inkâr edemez ! 

Biri bu benim elim derse ondan şahit istenmez, ama bu benim çocuğum derse ondan şahit istenir.! 

Çünkü el onun ayrılmamış, çocuk ise ayrılmış bir parçasıdır. Bizden şehadet ister ! Resûl’ün eline elim der.!

*Güneşten körün payına ısı, görenin payına ışık düştü.! (U.K.)

*“Hoş rızıkları kim haram etmiş ki ? Onlar inananlar içindir.! (7/32.) “Kâfire haram.!  

*Yusuf rüyânı tabir/tevil eder, hayâtına göre kalıplar.!

*Öz pembe beyaz kadındır, örtülü (cennet) ve gizli (sırr) olduğu için gelin denir.!

*Kendini önü ardı var sanıyorsun çünkü özden mahrumsun o yönsüz âlemdir.!

*Gizli demin apayrı bir gözü ve apayrı bir güneşi var ama bunlar öz kişilere belirirler, kalanı 

yeni yaratıştan şüphe içindedir.!

*Yılan dışını değiştirir, insân için.! (U.K.)

*Güzel ayna arar.!

*Gönlü ululayanlar her nefes bir güzel seyrederler.!

*İşlerini danışarak yap yâni vicdân olan özünle ile uzlaş.!

  Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir.! (42/38.)

*

*Musa’nın avucu koynunda ışıklandı.!

*Sultan güzele bakar, güzel ise gönüldekine.!

*Kuş yücelerde (Makam-ı ÂLÎ) uçar, yere gölgesi vurur.!

*Yusuf zindandakilerden yardım istediği için yedi yıl daha zindanda kaldı.!

*İçimde kulaklarımı sağır eden bir ses var.! Herkes bu sese sağır, rüyâda nara atanı uyanıklar duyamaz ki.!

*Musa’nın sopası (Asâ) her süprüntüyü yutar semirmez, hayvân değil ışıktır O, karanlığı yutar.!

*Tanrı insânın özü, insân Tanrının özetidir.! (U.K.)

*Işık gören yumurtadan civciv çıkar.! 

Işık ölüden diriyi çıkarır, namazda içindeki aşk ateşinden o yakmayan güneşten ısın da 

bedenin içindeki ölü ayağa kalksın.!

*Yusuf dünyâdaki makamını bildiği için kuyuda ve zindanda dayandı.! 

Sen de “Elest” sesine teslim ol da dayan.!

*HAKK’a dayanan, haksıza dayanır.! (U.K.)

*İnsân sultan oldu mu kendi postuna oturur.! (U.K.)

*

*Seven sevgilinin sesinden başkasına sağır olur.! 

Elest” sesinden başkasına kulak verme “kesin sesisnizi” de.!

*Bu güneşin ışığını hayvân da görür, “İnsânoğullarını yücelttik” sözünün anlamı nerede kaldı, 

namaz gönülde pencere açmaktır.! O zaman Tanrı mektubu aralıksız gelir, 

penceresiz ev cehennemdir, dinin direği pencere açmaktır.!

*Öz temizlere helâldir, “Tarık” yıldızı gibi parlayan “Kadir gecesi” odur.! (CHS)

Resûlün aslı Nûr-u Muhammedi görmek isteyen kâlbine baksın.! (CHS)

*Özünden özür dile, gafletine tövbe et.! (U.K.)

*Biz ümmeti vasatız, gönül ehliyiz.! (U.K.)

*Davudun sesi dağda yankılandı da taş yüreklilerde yankılanmadı.!

*Yusuf’un gömleği (hicabı) onu getirenin elinde eğreti maldı, esirci elindeki halayık gibi.! 

Yakub ise uzaktan kokusunu aldı, irfansız bilginlerde o kokudan habersizdirler.!

*Çocuk doğmadıkça annenin sütü memeden akmaz. Onları Rab’leri sular.!

*Sütü öz annenin memesinden em, ondan başkası üvey annedir.!

*

*Özü olmayan dal güneşe yaklaşırsa daha da kurur, kökünden su emen yaş dal eğride olsa meyve verir.!

*O ışıklı âlemde ne zaman, ne mekân ne taam (yiyecek) vardır.!

*Ezeli hatırlamak için aklını bırak da, akıl et.! Kulaklarını tıka da kulak ver.! 

Yâni beyin ve duyulardan öteye geç.!

*Elindeki şeyi daha iyisini almak için satarsın, özden daha iyisi yok ki !

*Körler testinin dolduğunu ağırlaşmasından anlarlar, gözün açılmasa bile gönül testisinin dolduğunu gönlün ışıklandığını ağır başlı davranışlarınla sezersin.!

*Vücûtta iki ses var ; acı denizle tatlı deniz bunlar, birbirlerine karışmaz.! Vicdân ve nefsin sesi.!

*Tüm ışınlar birtek güneşten çıkar ve nokta kadar gözbebeğinden hepsi yine bir olarak geçebilir.! 

Göz bebeğinden büyük kap yaratılmadı.! (U.K.)

*

*ALLAH onları sever, onlar da ALLAH’ı sever” âyetindeki cevher özlerimizdir.! (5/54.)

*Evreni ayakta tutan bizim özümüzdür o ağacın tohumu biziz.!

*Ağaçtaki tüm kuvvetlerin (melek) yâni kök, dal, çiçek cemaatının meyve olup gübreye dönüşmekten kurtulmaktır, kıbledeki meyvedir ve ona kulluk edip rızık taşırlar çünkü yaratıcıları ve şefaatçıları odur.! 

Onsuz rızıksız kalırlar ve kesilirler, ağaç kökünden su emdikçe büyür, meyve verip erer.! 

Cenin anasından kan emer insân olur. Kamış su emer şeker olur, mirâç budur.! 

Buharın göğe çıkması değil evrimle kişilik değiştirmesidir.!

Güzel isimler köklü ağaçtır” yâni özündeki tanrısal güçleri açığa çıkar da göğe er, ulu ol yüzel.!

*Öz ışığın “doğusu batısı yoktur.!” Ölünce tam parlar, “ışığı önlerinde yürür” âyetindeki ışıktır.! (66/8.)(57/12.) “Dönün de arkanızda arayın onu” âyetine (57/13.) göre ancak dünyâda iken elde edilebilir.! 

Karanlıkta kalmış ölü başkasının ışığından yararlanamaz bu ışık RAHMÂN’ın yemenden gelen kokusudur, 

Ahmet olanın burnu her mesafeden duyar.!

*Beden belkıs’tır, onu Süleyman’a teslim et.!

*

*Dükkânda şehirden toplanan birkaç parça eşya satılır. Dükkân alışverişini bırak da şehiri gör.! 

Aklın kayar.! Dükkân dünyâ, şehir AHMET ! Dükkân can, şehir Öz’dür.!

*ALLAH yok diyen doğru söylüyor, onda öz yok.!

*ALLAH yok diyen, evsahibi evde yok diyen aptal ev sahibine benzer, hâlbuki bu kişiler ne de akıllı geçinir.! 

A kıllılar, yüzü kararmışlar.! (U.K.)

*Cüzi aklı kendine vezir yapma ;sonra tertemiz canı havaiyata sevk eder.! 

Külli aklı vezir yap, Süleyman Asaf’ı vezir yaptı, cinni değil.! (27/38,39,40.)

*Vahiy ustadır, cüzi akıl çırak ; ustasız sanat öğrenilemez.! 

Tanrı aklı kül için “gözü ne kaydı ne saptı” dedi.!(53/17.) 

Aklı cüz ise şaşkın, şaşı ve sapıktır her yana kayar yanılır durur.!

*Keşke Kenan yüzme bilmeseydi de, Nûh’a teslim olup tûfandan kurtulsaydı, melekler gibi 

biz birşey bilmeyiz deseydi. Vahiyden başka her bilgi eğretidir, bilgini helâk eder.!

*

*Yusuf’un yüzünü seyredenin ellerinden haberleri yoktur, doğrarlar.! (12/31.)

*Zât sıfattan ayrılamaz ve sıfatsız olmaz.! İkisi arasında zaman ve zemin farklı değil, makam ve mertebe farkı vardır.! Sıfat çoktur, Zât ise tek.! Zât güneşe benzer ışınları sıfatlar, ışın döner dolaşır aslına döner ve tekrâr çıkar.! Güneş hep var ışın hep var, ışın karanlıktan korkmaz ve karanlığı yemekle ne artar ne eksilir, güneş ışınlardan görünmez hicaplıdır (perdeli) ışın “esma-ül hüsna”dır.!

*Güneşi ışığı odada amma Zâtı Arş’ta.!

*Levh-i Mahfuz yanlıştan korunmuştur, en doğrusunu ALLAH bilir, bu gönül habercisidir.!

*

*

ŞARK İSLÂM KLÂSİKLERİ

MESNEVİ 1-2-3-4-5-6 Cilt

"Veled İZBUDAK tarafından tercüme edilmiş ;

Abdülbâki GÖLPINARLI tarafından muhtelif şerhlerle

karşılaştırlılmış II.Basım 1956 İSTANBUL - MAARİF BASIMEVİ  nüshasından yorumlanmıştır.!" 

* 

© C.Hürmen S. 11.06.2004

**

  Değerli ziyaretçilerimiz, bu eserleri mutlaka okuyunuz, bilmeyenlere de lütfen okumasını tavsiye ediniz,

cahilliğin ortadan kalkması için siz de hizmet ediniz..! Yüksek feyizler ve başarılar diler selâm ederiz.!

 *

Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr

Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com

Copyright©2001.www.19muhammedali.com