“İÇİMİZDE UYUYAN ERDEM”

 *

Copyright © www.ondokuz.gen.tr

C. Hürmen S. 

22.08.2006

 

            Yüce Tanrı’nın yarattığı yüksek varlıklardan biri de tartışmazsız Âdemoğlu’dur, zîrâ Yüce Tanrı tarafından O’na kadar yükselebilecek yüksek vasıflar ile donatılmış, üstün melekeler ile desteklenmiş, içine uyur ; ama her an işleve hazır Tanrısal kuvvetler konulmuş, hesaplanamaz olan kâinatın âdeta küçültülmüş mikro kozmos şeklinde ortaya çıkarılmış bir Tanrısal takdir, iradesi, ürünü, insandır.

*

            Bu suretimiz, içindeki donanımlarla (şemalar) ilâhi bir varlık mevcudiyetimizle, Tanrı’nın gözetimi altında yeryüzü denilen bu plânda yaşamaktayız. Yaşam yani barınma süremiz evrenin ve diğer görünebilir gezegenlerin uzun zamanlarda ortaya çıkan değişim sürelerine ; çok mu uzaklara gittik ? Dünya üzerinde olan yüzer, biner senelik değişimlere göre çok az bir süre burada bulunabilme sonrasında tekâmül dâiresinin içindeki yerine bağlı olarak değişim ile yer değiştirme, neden bu kadar az bir süredir.? Kaplumbağalar, ağaçlar bile asırlar boyu yaşarken kendimizi tanıyıp, bilmek için ve bu kısıtlı süreyi mümkün olduğunca en iyi değerlendirebilmek için bu soruyu kendimize kaçınılmaz olarak sormak durumundayız.! Ömür neden bu kadar kısa.? Evrende bir kıvılcım...

*

            Kısa olan ömrümüzü uzatabilmek için her anımızı iki kere değerlendirerek geçen zamanı dondurmak zorundayız, şayet hakikatimize uyanmak ve onun gizini öğrenmek istiyorsak. Bunu biraz ileriye götürürsek, çok abartılmış olarak görülmesin ; ama yemeden, içmeden, uyumadan devamlı çalışmak zorundayız, ki kısacık ömrümüzü ikiye katlamış olabilelim.!

*

            Küpünü doldurmadan, Yüce Tanrı’nın karşısına boş, hem de bomboş olarak çıkmak kadar acı bir şey olabilir mi bu kadar ilâhi donanımdan sonra.?  Tanrı, insanın karşısına alnı açık, vicdânı pâk, yüksek bilgili hatta bilge olarak çıkmasını diler.! Hiç kimse Tanrı’dan daha bilge, daha yüce olamaz ; ama bu Tanrı’nın yarattığı insandan en arzu dolu istediğidir.!

*

            Tanrı insana verdiği melekelerin tam olarak kullanılmasını ister, yoksa hayvanlar gibi daha alçak donanımlarla donatmaz mıydı.? İnsana verdiği meleke ve kuvvetlerin insan tarafından kullanılması, içimizde saklı hazine olan ilâhi erdemin uyandırılıp ortaya çıkmasıdır. Bunu kendini bularak başarabilen insan için dünyadaki en yüksek mutluluk bu olmalıdır.

*

            Tefekkürler engin deniz gibidirler, bu derin denizde yüzmesini iyi bilenler çok daha fazla  Hikmeti’ aşkla bulup çıkarabilirler. Önce düşünmesini öğrenmeliyiz, hem de her yerde geçerli pozitif olanını.! Bu ne demek derseniz ; olayların içinde sınırlı ve sıkıntılı dar kapsamda yapılan tefekkürler bizi yanıltabilir, görmemizin gerekli olduğu şeylerin gözümüzden kaçmasına sebep olur, körleşiriz. Biz, gerçeği iyi görebilmek için olayların dışına yani hakim bir tepeye çıkmalıyız. Karşımıza gelip bizi içinde çeken her olayı sakin, sabırlı, akıllı olarak inceleyip ‘doğru düşünceyi kâlbimizin de onayını aldıktan’ sonra eylemlerimizi öyle uygulamaya koymalıyız.

*

            Olumlu eylemler doğru düşünce klişelerinin doğuşundan ve uygulanmasından doğarlar, bunun aksi olumsuzluk içeren karşı kutuptaki negatif, bencil klişelerin eseridir. İnsandan olumlu ve olumsuz olarak iki yayın yapılır, kişi bunlardan hangisine uyum sağlıyorsa onu yayımlamaktadır. İnsan çoğu zaman, eylemlerini bunu ayıramadan yapmakta ve daha sonra ortaya çıkan sonuç olumsuz ise acı duymaktadır. Şu hâlde önce bu sorunumuzu kendi kendimize çözmek durumundayız. İçimizde çeşitli rûhani ve dünyasal fırtınalar koparken biz fırtınalı bir denizde bir sandal gibi oradan oraya sürüklenmekteyiz. Önce fırtınayı dindirmekle işe başlayacağız, yani bu bizim elimizde mi.? Evet.! Nasıl.? Fırtınalı havada denize açılmayıp bunun önlemini alacağız.! Karşımıza bizi üzecek, yıpratacak, zarar verecek eylemin, olayın gelmesine, gelişmesine sebep vermeyeceğiz.

*

            Kıyâmetnâme-Mesajlar” eserindeki mesajları gerek kitaptan, gerekse web sayfalarımızdan iç aydınlanma için okuyanlardan zaman zaman farklı e-postalar alıyoruz. Mektuplarda genelde ‘Erme’ işlemi için ‘Kâlb gözü’, ‘Üçüncü göz’ün hemen açılması için acil önerilerimiz istenmektedir.! İşte bu yazımızda ‘Erdem’e bağlı olarak bu işlemin hiç de kolay olmadığı ; ama imkânsız da olmadığının mesajını veriyoruz.! İnsanın iç donanımları kâinat kadar engin ve derindir, buna bağlı olarak bu muazzam toplamın özü bizim de, bize kâlbimizden seslenen özümüzdür.! Bu ‘Öz’ yani ‘İlâhi Rûh’un bizi ‘Erme’ operasyonuna tâbi tutabilmesi için bizden istekleri, olmazsa olmaz şartları vardır.! Bunlar yerine gelmeden yani “Yasa”ya uygun hâline bürünmeden yaptığımız çalışmalar “O”na adım adım yaklaşmadır.! Bu ‘Yol’ hakikat yoludur ki sabır, ahlâk, disiplin, akıl, idrak, sadakat, adanmışlık, insanlığa hizmet, fedakârlık, pozitif eylem, ilim, eğitim ve aşkla harmanlanmış sürekli bir çalışmayı gerektirir.! Bu çalışmalarla, dolu geçen her hayât, adımların büyüyerek yol alınmasını sağlar, nihayetinde ise içimizdeki öz denen sevgiliye varış yani ilâhi nikâh olan mirâçla sonlanır.! İnsanda mevcut bütünün bu dağınık parçalar bir araya tek titreşimde topladığında Erme’ işlemi gerçekleşir.! Herşey kontrol altındadır, kimsenin emeği zayi olmaz ; ama hak etmediği de verilmez.! 

*

             Temiz bir Kâlb’ Yüce Tanrı’nın yeryüzünde “Kâbe” olan tek evidir.! Orada, ölü tanrı değil yaratıcımız diri Tanrı’nın kendisi “RABB” hem de yüce öğretmenimiz olarak oturmaktadır.! O, oradan iç temizlik gerçekleştiğinde bize doğarak aydınlatacak ve iç aydınlama sözü eylemle gerçeğe dönüşmüş olacaktır.! 

*

             Eski Bilge’ler yani gerçek Eren’ler bu değerlerin tümünü yansıtan birer ayna olarak târihe bu gerçek için ışık tutmuş muhtelif seviyelerdeki  ilâhi öğretmenlerdir.! Onlar da bu yollardan geçerek hakikate vardıklarından, elbette kardeşleri olan insanlara yardım için zaman zaman dünyamıza inerek şereflendirmiş ve bizlere yardımcı olmuşlardır. Onların öğretileri olan sözleri, ister Doğu Bilgesi, ister Batı Bilgesi, ister Orta Doğu Bilgesi olsun özünde yani temelde aynı hakikate farklı yönlerden işaret etmektedir. Onların eserlerini okuyalım, anlayıp idrak edelim ve en önemlisi uygulamaya çalışalım ; ki yollarına yolcu olarak katılmamızı gerçekleştirelim. Bebeğe pirzola verirsen boğulur.! Onu önce ana sütü, sonra mama, büyüyünce de yemekle beslemek gerekir ; ki idrâk da aynen böyledir.

*

            Dünyâ, günümüzde bilgi çağına yeni girmiştir, toplumlar daha şimdiden sinesinden bilgili birçok insanı çıkardığı hâlde ; gerçek ‘Bilge’leri çıkaramamaktadır.! Bilgi sahibi olmakla ‘Bilge’ olmanın arasında çok derin bir fark vardır.! ‘Bilge’ kendi içinde kozmosla bütünleşerek onun genelinde ‘İnsan-ı Kâmil’ olarak, bilgili ise kozmostaki güneş sistemlerinin birinin içindeki bir dünyada sadece insan olarak yaşar.!    

*

            Geçenlerde, kısmet olursa inşâllah epey ileride çıkacak birkaç eserin çalışması için elimde bulunan notları, muhtelif çalışmaları gözden geçirirken, çok uzun seneler önce daktilo ettiğim bu notları sararmış sayfalarda yatarlarken gördüm ve onları ayağa kaldırıp, okuyucularımıza faydalı olabilir diye, paylaşıp, idraklara kazandırmak istedim. Bir arkadaşımın İngilizce öğretmeni olan eşi o geceki sohbetimizde, elinde ailesinden kalma çok eski ; ama kapakları bile olmayan yabancı bir kitap olduğunu bunun bazı bölümlerini çevirip bana vermek istediğini söylemişti. Birkaç ay sonra elimde aşağıda okuyacağınız ‘Zen’ öğretisinin metinlerini bulup bir solukta okumuştum. İlerleyen süreçte ise bunların bir solukta okunacak değil, yavaş yavaş, uygulama yaparak, yaşayarak hayâta geçirilmesi gerektiğini idrak ettim. Kadim Bilgelerin kulakları çınlasın.! Gerçi satacak Ferrarim olmadığı için bilge de olamadım ; ama çalışmalarım kazandıklarımı, öğrendiklerimi kendi gerçeğini arayışta olan insanlarla, onların kendi hakikatlerine uyanışlarında paylaşmam için hiçbir karşılık beklemeden, fedakârlıkla hizmet ederek çalışmam gerektiğinin bilincini uyandırıp, amacına ulaştı. Bu hizmette de vicdânımla uzlaştım, o huzurlu olduğundan, mutluluk duyuyorum.

*

            Sözlerimiz elbette bunları bilen ve uygulayanlar için değil, bilmeyenlere yardımcı olabilmek içindir. Bilenler içinse, insan ne olursa olsun, ne kadar bilgili olursa olsun yine de bir bilmediği, gözünden kaçırdığı bir gerçek olduğunu düşünür, idrak ederse, hakikat yolunu o zaman çok daha derinden kavramış, içine sindirmiş olarak yaşayacak, aşkla yoluna mütevazi olarak devam edecektir ; ki işte, asıl kazanımın eşiğini bu şekilde aşmış olacaktır.! “Her bilenin üzerinde bir bilen vardır” der Kuran...

*

            Zamanımızda insanların beslenme sorunu vardır.! Bu besin genelde özden değil, nefsten yani egodan sağlandığından acımasız, vicdân ve erdemi değerlerden uzak bir dünya kurulmuştur.! Dünya bugün Yüce Tanrı'nın imar ederek insana verdiği ilk hâlinden uzaklaşarak çok kirlenmiştir.! Dünyanın fizik kirliliği başka bir şey, insanın yaşadığı yaşam dünyası kirlenmiştir.! Gün geçtikçe de kirlenmeye devam etmektedir, insan dünyanın değil yaklaşan kendi sonunu bundan böyle çok daha dikkatli, olumlu eylemler yaparak düşünmek zorundadır. Şimdi yeni başlayan bilgi çağının başında bile sarhoş olan insan, böyle giderse ilerleyen süreçte temiz ve kirli bilgi ayrımını da yapmak zorunda kalacaktır.! Bilmediğini bile bilmeyen kalabalıkların oluşturduğu toplumlar târihte çok örneği görüleceği üzere dağılmaya, yok olmaya mahkûmdurlar. Öz değerini kaybeden insan bugün onu tekrar bulmak için değil, daha lüks bir hayât yaşama sevdasının savaşında daha yaşarken ölmektedir.! Ahh ! Hırslar, sonu gelmez istekler, bencil bir nefs ve bunların birlikteliğinden oluşmuş, ezmekten, acı vermekten, vicdândan uzak, zalim, ahlâktan yoksun, bilgisiz, kültürsüz insan dediğimiz güya insanlar.! Dünyadaki her toplumun katmanları zengin veya fakir hiç fark etmez bunlarla doludur.! Tanrı'nın işi gün geçtikçe zorlaşıyor, şeytan ezelde kopardığı patırtıda haklı çıkacağa benziyor...! Şimdilik ! Yukarıda yazdıklarım genel gidişe bakarak güncel bir yargılamaydı, oysa ki aslında oluşan, olan her olay olması gereken şekilde gelişip ortaya çıkıyor. Eylemlerin ektiği tohum büyüyünce bize bu şekilde görünüyor, bizi rahatsız ediyor.! Şikâyet etmeye hakkımız var mı.? Yok...! O zaman ne yapmalıyız, şikâyet etmeyeceğimiz eylemlerin tohumlarını ekmek için çalışmalıyız.! Arz'a Salih kullarım varis olacaktır.! Âyetine göre ise gelecek ümit vermektedir, inşâllah.! İçimizde saklı Erdemimizi bulmak için çok çalışmalı, başkalarını da bu çalışmaya bilinçle yılmadan, yorulmadan, sabırla teşvik etmeliyiz.      

**

            İnsanlar nihayet ferrarisini satan bir bilge ile karşılaştı, ne mutlu.! Hâlbuki caddeler bilgelerini (özlerini) satan ferrarilerle ile dolu, onları gören var mı.? İçinde saklı erdemi bilmeyenler, arayanlar, bilip de daha fazlasını elde etmek isteyenler için aşağıda sizleri bu öğretinin hikmetleri ve daha iyi idrak edilmesi için altlarındaki kısa ama öz yorumlarımızla baş başa bırakıyorum. Kendinize güvenin, azmedin, çalışın, aşkla isteyin başarılı olacaksınız...

*

Sevgiyle selâm eder, iyi çalışmalar dileriz,

C.H.S.

Ondokuz.

 

                                                                 01-MİSTİK ÖYKÜ  << tıklayınız

                                                                 02-ALGILAMA      << tıklayınız

                                                                 03-KABULLENMEK << tıklayınız

                                                                 04-ÖZ DENETİM << tıklayınız

                                                                 05-AKIL – ZİHİN << tıklayınız

                                                                 06-YARGILAMAK << tıklayınız

                                                                 07-MEYDAN OKUMA << tıklayınız

                                                                 08-İSTEK - ARZU << tıklayınız

                                                                 09-MEDİTASYON << tıklayınız

                                                                 10-BİR HİNT EFSANESİ << tıklayınız

*

"Yazı dizisindeki yorumlardan site ismi kaynak gösterilerek, metinler değiştirilmeden alıntı yapılabilir."

*

Copyright©2000.www.ondokuz.gen.tr

Copyright©2001.www.ondokuzbiz.com

Copyright©2001.www.19muhammedali.com